Yazar Geçmişleri: Agatha Christie!

Yazar Geçmişleri: Agatha Christie!

Yazar Geçmişleri: Agatha Christie!

Her kitap yazarının aynasıdır. Peki, yalnızca kitaplarını okumak, bir yazarı gerçekten tanımak için yeterli midir?

Kimi yazarlar vardır ki kendilerine dair pek çok şey bilinmez. Yalnızca satırları vardır onları anlatan. Kimi yazarlar da vardır ki hakkında bilinenler kitaplarından daha sıra dışı gelir insana. Agatha Christie için ikinci seçeneği kullanabiliriz.

Agatha Christie Kimdir?
Tam adı Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mallowan olan yazar, İngiltere’de, varlıklı ama gösterişsiz bir evde doğdu. Kendi zihni içerisinde yaşamayı erken yaşta öğrendi, sessizliği benimsedi. Gözlemci ve dinleyen bir çocuktu, olan biteni dikkatlice takip ederdi. Bu karakteri, ileride yazacağı romanlara büyük katkılar sağladı.

 

 

11 yaşına geldiğinde babasını kaybetti ve bu, güven duygusunun sarsılmasına sebep oldu. Hayatının ilk büyük kaybını yaşamak bir çocuk için çok zordu. Agatha için de tehlike evin içinden gelmişti.

Eğitim hayatı düzenli değildi. Annesi tarafından evde eğitildi. Evde aldığı eğitimler onu sosyal beceriler bakımından geri bırakmadı ama daha çok kendi iç dünyasına yönelen biri olmasını sağladı. Topluma karışmasa da toplumu keskin bir şekilde takip etti, izledi. Mesafeli, tarafsızdı; seyirci rolü üstlendi ve bu rolü hayatı boyunca sürdürdü.

Öykü, roman okumayı çok seven yazar, Fransa’da kaldığı süreçte zaman geçirmek için okuduğu polisiye romanlarının çok daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polisiye romanını yazmaya karar verdi. Kitap önce yayınevleri tarafından reddedildi ancak 1920 yılında bir yayınevi tarafından kabul edildi. Bu roman, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’lu romanı oldu. Hercule Poirot, Agatha’nın yıllardır yaptığı gözlemlerin sonucu var olan bir karakterdi.

1914 yılında Archibald Christie ile evlendi. Aynı sene Birinci Dünya Savaşı meydana geldi ve bu dönem Agatha Christie hemşire olarak çalıştı. Eczanelerde görev aldı, bu sayede zehirler, ilaçlar, dozlar hakkında çok fazla bilgi edindi. Romanlarında gerçekleşen “sessiz”, “temiz” ölümler de gerçek bilgisi sayesindeydi.

Babasının kaybının ardından onu olduğu gibi kabul eden, destekleyen tek kişi olan annesi bir çeşit limandı Agatha için.

Annesinin kaybı, bir kimlik yıkılması yaşattı. Artık büsbütün yalnızdı ve bu defa yalnızlık, zannedildiği kadar güvenli değildi.
Romanlarında annesinin ölümünün ardından dikkat çeken bazı değişiklikler oldu: Anne figürü azaldı, güvenilir karakterler azaldı, gözlemci karakterler çoğaldı.

Bu zamanlarda kocasının başka bir kadına aşık olduğunu da öğrendi. Kurduğu düzen en temelden sarsılmış ve yeni bir enkaza meydan vermişti. Christie de pek çoğumuz gibi hüznünü, kırgınlığını içinde yaşıyordu. Sessiz kaldı, içine attı. Bu onun kendini koruma biçimiydi.

Ve trajik geçmişine gizem katan 1926 gecesi…

Bir gece, Agatha Christie, arabasını yol kenarında bırakarak ortadan kayboldu. Araba ağaçlara çarpmış, bavullar yerlere saçılmış haldeydi. Kendisinden ise bir iz yoktu. İntihar olasılığı düşünüldü, yaklaşık 15.000 kişinin katıldığı bir arama başlatıldı. Sherlock Holmes karakterinin yazarı Arthur Conan Doyle de bu aramalara katılmıştı. Hatta kendisinin, Agatha’nın bir eldivenini medyuma götürüp yerini bulmaya çalıştığı söyleniyor.

Ve nihayet 11 gün sonra, bir otelde sağlıklı ve güvenli bir şekilde bulundu. Otele kendi ismiyle değil, kocasının metresinin soyadıyla (Teresa Neele) kayıt yaptırmıştı ve hafıza kaybı iddiası vardı. Son iki haftada neler olduğunu hatırlamıyordu. Psikolojik çöküş dendi, Agatha Christie bu konuda neredeyse hiç konuşmadı.

 

 

Ortaya çok fazla iddia atıldı. Kaza süsü verilen bir senaryo olduğunu düşünen de vardı, kocasını “karısını öldüren katil” durumuna düşürmek için yaptığı bir intikam planı olduğunu düşünen de vardı, psikojenik amnezi geçirdiğini düşünen de vardı fakat bu iddialar hiçbir zaman netlik kazanamadı.

Kayboluş sürecinin ardından Agatha Christie değişti. Eskisinden daha mesafeli ama daha üretken biri haline geldi. Kendini yazıya verdi.

Kendisinden 14 yaş küçük olan Arkeolog Max Mallowan ile evlendiğinde hayatında bir huzur noktası bulmuştu. Onunla ettiği seyahatler sayesinde dünyaya açıldı ancak kendini her zaman birkaç adım geride tuttu.

72 romanı, 14 kısa öykü kitabı, 20’den fazla tiyatro oyunu bulunan yazar; 1971 yılında, İngiltere’nin en yüksek onur unvanı olan Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı unvanını aldı. 1976 yılında, 85 yaşında yaşlılığa bağlı sebeplerden vefat etti.

11 günlük sürece dair belirsizlikler hâlâ sürüyor ama düşünülmesi gereken asıl şey şu: Agatha Christie’nin hayatındaki en büyük gizem, yaşarken neleri sessizce taşıdığıydı.

Sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.